Galeri
Galeri
Güncel
Çok Okunanlar
Çok Okunanlar
  • Aykut Kocaman gündeme dair açıklamalarda bulundu

    Fenerbahçe Teknik Direktörü Aykut Kocaman, gündeme dair merak edilen sorulara yanıt verdi

    Fenerbahçe Teknik Direktörü Aykut Kocaman, gündeme dair önemli açıklamalarda bulunurken, sezonun geride kalan kısmıyla ilgili çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.

    Kocaman, Tivibu Spor’a yaptığı açıklamalarda Ozan Tufan’ın sezonun ikinci yarısı için planları dahilinde olmadığını açıklarken, transfer yapmayı çok istemelerine rağmen şartların oldukça zor olduğunu söyledi.

    İşte Aykut Kocaman’ın açıklamalarından satırbaşları…

    İstifadan geri dönüş süreci hakkında

    “Mantıklı bir şekilde düşünülse belki başka bir karar çıkabilirdi ama karar verirken duygular ağır bastı. Her şeyi yan yana getirdiğim zaman, belki farklı kararlar verebilirdim kendi adıma. Belki daha doğru ve anlamlı bir karar olabilirdi sonuçta ama burayı seçtim ve bunun temel nedeni de duygularla hareket etmem.”

    Sezon başındaki kadro yapılanması

    “Bir takımı değiştirmek, baktığınız zaman daha cazip gibi görünüyor iki nedenden dolayı: Psikolojisi bozulmuş ve taraftarla arasındaki bağ kopmuş bir takımın olması. Böyle bir değişiklik yapmak camiaya heyecan verebilirdi.Büyük takımları uzun süre boyunca yukarıda tutan faktörlerin başında kadro istikrarı ve oyuncu yönetimi geliyor. Bu yadınsanamaz bir gerçek ve buna ekonomiyi mutlaka katmamız gerekiyor. Türk futbolunun temel problerimden bir tanesi mali problemler… Oyuncularımın tamamını değiştirme şansımız yok. Birtakım değişiklikler yapmak gerekiyordu ve bundan dolayı da olmayacağını anladığımız bazı oyucularla yolları ayırıp ufak tefek takviyeler yaptık. Bunlar çok kolay olmadı geçiş sürecinde tabii ki.”

    “Sorumluluk bendeydi, bir şeyler yapmam gerekiyordu ama…”

    “Sezon başında beni en çok sıkıntıya sokan da yetenekleri tartışılmaz isimlerin basit hataları çok yapması oldu. Böylece şiddetli puan kayıpları ve Vardar felaketi de bunların beraberinde geldi. Osmanlıspor maçından sonra bir karar vermek gerekiyordu. Doğru bir oyuncu grubuna sahiptik ama bir yerlerde tıkanma vardı ve benim de yapmaya çalıştığım şey tıkanmayı açmaya çalışmaktı. Sorumululuk bendeydi ve bir şeyler yapmam gerekiyordu ama sonuç olarak yaşanan olaylar devam etmemi gerektirdi. O süreçten sonra bazı şeyler kendiliğinden de yerine oturdu.”

    “Her giriş dönemimde aynı sorun oluyor”

    “Makyaj yapmaktansa ana sorunlara yönelmek fikri çok ağır basıyor. Antrenörlükteki temel problemlerinden birisi, neresi olursa olsun, bu oldu. Bunu görmezden gelemiyorum. Bunlarla yüzleşmeye başladığım andan itibaren; oyun içerisindeki bir konudan kulüp yönetimine kadar her türlü konuda bunlarla ilgili düzeltmelere gittiğiniz anda bir şeyler gecikmeye başlıyor. Bunları her yerde yaşadım. Fenerbahçe, Konyaspor, İstanbulspor, Malatyaspor ve Ankaraspor’da başlangıç dönemleri, ana sorunları ötelemeden düzeltip çalışmakla ve sonrasında başarıyı sürdürebilir şekilde götürmekle geçti. Her giriş dönemimde aynı sorun oluyor. Bunların olacağını biliyordum, ki yine oldu. Kendime bu yüzden kızdım ama bu bir problem değil, durum. Ben bunu seçmiyorum, kafam buraya doğru gidiyor. Makyaj yapmanın kısa vadeli olduğunu ve getirdiğinden çok götürdüğünü düşünüyorum.”

    “Temel amacım Fenerbahçe’nin ‘üçüncü bölge’ takımı olması”

    “Temel amacım fenerbahçe’nin ‘üçüncü bölge’ takımı olması. Çok üzgünüm ama ülkemizde doğrularla yanlışlar yer değiştirmiş durumda. Bu oyunda artık sadece hücum futbolu yok, sadece savunma futbolu da yok. Büyük takım olmaya öykünenlerin dünyasında böyle sıfatlar yok. Hücum yaparken savunma, savunma yaparken de hücum prensipleri vardır. Rakipten top almadan hücum edemezsin, bunun için de çaba lazım. Ayrıca sadece çaba da yetmiyor. Doğru pozisyon almak, yerleşmek, oynamak lazım. Eğer büyük takımsan, aldığın topu da kolay vermeyeceksin.”

    “Dikine futbol gibi kavramları anlamıyorum”

    “Aklı başında, kendi bakış açısıyla konuşan, olayları ilişkilendirmeye çalışıp eleştiri yapanları da saygıyla karşılıyorum ve onlardan beslenmeye çalışıyorum; ama öbür taraftan ‘dikine futbol’ gibi kavramları anlamıyorum, bu oyun bunlarla tarif edilemez. Oyunda kontrol ettiğimiz şey 10 kişinin birlikte hareket etmesi. Savunma ya da hücum yok, herkes iç içe. Hatta kaleci de işin içinde… Çalışıyoruz, ezberlerimizi artırıyoruz.”

    Mathieu Valbuena konusu

    “Oyuncularımı bir bütün olarak görüyorum ama bu bütünün içerisinde, -Valbuena örneğinden yola çıkarak-, hepsi ayrı bir enstrüman çalıyor. Lakin burası bir orkestra ve aynı müziği çalmak zorundayız. Her oyuncuma sorabilirsiniz, hiçbir şekilde oyuncularla ilgili özgürlük kısıtlama gibi bir şey yok; ama özgürlük denen şey, diğerlerinin özgürlüklerini kısıtlamadan yaşamak. Futbolun da esası bu bizim için. Herkes kendi enstrümanını en iyi şekilde çalsın ama aynı müziği yapalım. Valbuena da buna dahil, mesele bu kadar basit.”

    “Topu geri alma gücüne sahip olmak için onlarca bin kilometre koşacak oyuncular lazım”

    “Lionel Messi’yi bi kenara ayırıyorum. Tüm takımlara baktığımızda bir oyuncu atak ya da savunmacı diye ayrılmıyor. Topu kaybettiğinizde ilk savunmayı atak oyuncuları yapacak. Yoksa her şey sıradanlaşır. Çok iyi kadro kuruyorsun, büyük olduğunu düşünüyorsun ama rakipler zaaflarını bulup kabadıyılık yapmaya başlıyor. Esas güç, atak ve savunmayı iç içe yapmak. Topu vermemek ve verirsen de geri alma gücüne sahip olmak… Bunu yapabilmek için de kapasitesi yüksek, bunu kullanabilecek, onlarca bin kilometre koşabilecek oyuncular lazım. Bunu kutsallaştırmıyorum ama bu olmadan da olmuyor.”

    “Ozan Tufan, planlarım arasında yok”

    “Aslında hem Ozan Tufan, hem benim, hem de kulüp için, tüm bunlara ek olarak oyuncunun da geleceği için Ozan hakkında bir karar aldık. Büyük konuşmayı seven birisi değilim, hayatta her şey olur ama sezonun ikinci yarısında Ozan Tufan, benim kafamda ve planlamamda, -ki bu doğru ya da yanlış olabilir ve gidip bir yere bunun yanlış olduğunu gösterir ama- yok. İşi uzatmaktansa onun için de bir karar almış olduk. Bundan bir sürü anlam üretip bir şeyler çıkarmaya çalışmanın anlamı yok. Kafamda başka bir oyun var ve bu oyunda ona yer yok. Ozan’ın da geleceğini şekillendirmesi ve karar vermesi için yardımcı olmaya çalıştık. Öbür türlü daha çok uzayacak.”

    “Transfer yapmayı çok istiyorum ama…”

    “Transferle ilgili daha önce de söylediğim gibi, var olan gerçekleri anlatmaya çalıştığım andan itibaren biraz dozunu taşan tepkiler geldi. Şu andaki durumumuz bu. Transfer yapmak çok istiyorum, bu bilinmeli ancak bir de şartlar var. Ben gerçekleri dile getirmek zorundayım. Bunları şikayet veya gerekçe olarak sunmuyorum. Hiç olmazsa bazı şeyleri dile getirmenin hem tedbir hem de gelişme açısından katkı sağlayacağını düşünüyorum. Tabii ki aksayan ve tedaviye ihtiyaç duyan yerlerimiz var ama bir de mevcut durum var. Anlatmaya çalıştığım şu, takviye yapacağımız yere gelecek oyuncu bir seviye üstten dediğimiz anda fiyatlar inanılmaz derecede olacak. Bazıları gelmek istemiyor, bazılarını da biz getiremiyoruz. Muadil oyuncuları alırsak da olmuyor.”

    “Gelecek 6 haftada durumumuz belli olacak”

    “Bu grupla 6 aydır çalışıyorum zaten. Ufak ufak da olsa toplanmaya ve gelişmeye başladık. Zaten gelecek 6 haftada bizim durumumuz belli olacak. İkinci yarının ilk 6 haftasında çok zorlu maçlar oynayacağız. Şampiyonluk savaşı veren birçok takımla karşılaşacağız. Şimdi alacağın oyuncuyu adapte etme konusu var. Seviye olarak üstün olsa bile bu sefer adaptasyon ve fiyat sorunu çıkıyor. Şu anda benim içim çalıştığım oyuncular dünyanın en iyi oyuncuları.”

    “Başakşehir, en ciddi rakibimiz gibi duruyor”

    “Son 3 sezonun puan dağılımına baktığımızda, toplam puanda Medipol Başakşehir ilk 3’ün içerisinde hep var. Tecrübe dediğimiz şey biraz daha uzunluğu barındırabilir ama son dönemlerde zirvede kalmanın zorluklarını yaşayarak bu işi öğreniyorlar. Uzun zamandır aynı takımla beraber olan bir hoca, son derece güçlü bir başkan ve mali sorunların dışında bir kulüp… Arda Turan ile bile ilgilenebiliyorlar. Dolayısıyla ciddi bir rakip ve hatta en ciddi rakibimiz gibi duruyor Başakşehir.”

    Avrupa’daki en beğendiği takımlar hangileri?

    “Takip ettiğim kadarıyla, bence en saygıdeğer takım Napoli. Maliyet ve sahadaki verim açısından… Müthiş bir makine gibiler. Oyuncuların hepsi uzun süredir beraber forma giyiyor. Pep Guardiola’lı Manchester City de keza böyle… Geçen sezonki eksikliği bu sezon kapadılar. Real Madrid bütün kupaları topladı ve Zidane ile şekil değiştirdi. Barcelona 30 yıllık peritottan sonra dönüşüme girdi; ama bence Napoli ve Atletico Madrid gibi takımlar, maliyet açısından sıkıntılı takımlar için iyi birer model oldular. Özellikle sert savunma ve kurgulama anlamında… Şu anda sanki Napoli verimlilik – maliyet grafiği konusunda en iyi takım gibi duruyor.”

Copyright © 2017 Gamaspor          Künye | Gizlilik Sözleşmesi | Kullanım Koşulları | İletişim
hilbet
hilbet
tempobet
canli bahis