Sosyal Medya

Gayri Milli Takım

Yazarımız İlker Tosun, Milli Takım'ın son durumunu değerlendirdi ...

Toplumlar da ülkeler de sınıf sınıf.. Biz, Türkiye olarak “Gelişmekte Olan Ülkeler” sınıfının mensubuyuz şu üç günlük dünyada. Bizim sınıfın tüm öğrencileri gibi bizim için de futbol çok önemli. Dış dünyaya haykırdığımız bir platform.. “Ben de buradayım” deme şeklimiz bir bakıma.

Milli takım da bu temsilin en yüksek mertebesi. Peki bu milli takım bu halkı temsil ediyor mu ?

Öncelikle şu acı tespiti hiç korkmadan dile getirelim. Bu halk artık bu milli takımı tutmuyor, bu milli takımla heyecanlanmıyor, bu milli takımın attığı gol ile ayağa kalkmıyor, bu milli takımın yediği gole kahrolmuyor. Ve hatta an geliyor, “yenilelim de bazılarından kurtuluruz belki” diyebiliyor. Çünkü bu toplum artık bu takımda kendinden birşeyler bulamıyor.

Ülke insanı sistematik olarak milli takımdan soğutuldu. Müthiş bir toplum mühendisliğinin ürünüydü bu. Formalarımızın genetiği ile oynayarak başladılar. Ay-Yıldız saklanmaya çalışıldı, Türk’ün forması değil Spiderman’in kostümü ile sahaya çıkan 11 yabancı koydular önümüze.

Evet “yabancı” diyorum çünkü yaşadığı topluma yabancı sporcu yığını bu. Yaşları kadar sene okul okuyan insanların ömürleri boyunca kazanamadıklarını 1 yılda kazanabiliyor olmanın cehaletle birleşmesinden doğan hastalıklı ruhlar topluluğu hatta.

İzlanda maçında sahada ne ararsan vardı. Stad çıkışında muhabir döven mi istersin, ırkçılık suçu sabit olan mı istersin, takım uçağında babası yaşındaki gazeteciyi döven mi istersin ne ararsan vardı. Kulübede şike suçuna bulaşmış biri, protokolde de evrakta sahtecilik suçu ile takımını Avrupa’dan men ettirmiş bir başkan varken sahada da bundan daha iyi bir profil beklenemezdi orası ayrı!

Bir de bir cezalı vardı. Hayatının son baharında, son bir volesini vurmak ve oğluna kalıcı bir iş fırsatı yaratma çabasında fırsaçı bir ihtiyar.. İzlanda takımına yenilgisini, 15 farklı takımdan kurulu bir takımı olmasına bağlayan adam! Yenildiği rakibinin oyuncularının 24 ayrı takımdan geldiğini de bilmeden bu lafı
edecek kadar işine saygısız bir adam!

Hiç düşündünüz mü neden Lucescu seçildi .. “Bence”sini söyleyeyim .. Yabancı serbestliği menajer kartelinin düzenini bozdu. Yeniden yabancı sınırını getirmek gerekliydi. Bu sınırı kamuoyuna kabul ettirmek için de “itibarlı” bir ağızdan bu telkin lazımdı. Lucescuya da hayatının son bir volesi lazımdı. O volesini vuracak, bir yandan da ona dikte ettirilen tuhaf fikirleri gündeme taşıyacak ve sisteme hizmet edecekti. O yüzden Lucescu seçildi. İki taraf için de mantıklı bir evlilikti.

Madem ki şikayet bol reçeteyi de sunayım. Bu halkı bu milli takımla barıştırmak istiyorsanız yapacaklarınız şunlardır ; Milli formayı eski bantlı hale getireceksiniz. Milli takımın dünya futbolundaki sıralaması ne ise teknik direktörünün de kazancı o sırada olacak. Finaller dışında prim uygulaması olmayacak. Futbolculuktan çok kadro seçimi ve menajerlik yapma derdinde olan futbolcuların hepsini ömür boyu men edeceksin. Kadro seçimlerinde sevdiğiniz menajerlerin çalıştığı oyuncuların bonservislerini cilalamak peşinde koşmayacaksınız. Bu kadar basit..

TFF bünyesinde yaratılan bu korkunç ekonomi artık bu halkın içine sinecek şekilde kullanılmak zorunda. Kimse de çıkıp “bunlar sponsorluk geliri kardeşim” bahanesine sığınamaz. Bu para Türk Milli Takımı markası adına verilen sponsorluk ise eğer bu markanın sahibi halk olduğuna göre o para kamunundur. Ve kamunun parasına kamuya ragmen bu denli sorumsuzca ve şaibeli şekilde saçamazsınız!

Gelin yine de yazıyı “saha içi” ile bitirelim zira saha dışı rezillikleri anlatmakla bitmez. Bu toplum artık bazı “kaşar”lanmış futbolculardan bıktı. Abdulkadir’i, Yusuf’u, Enes’i, Cengiz’i, Emre’yi, Çağlar’ı izlemek istiyoruz artık. Ve karakteri sorunlu o “abi”lerin bu temiz çocukları kirletmesinden korkuyoruz !

Benzer Haberler

BENZER HABERLER