İlker Tosun

Bu Milli Takım kimin ?

Sonda diyeceğimi başta diyeyim, bugün bu ülkede ciddi bir kitle artık Milli Takım adına heyecan duymuyor hatta “başarısız sonuçlar alsın da düzen değişsin artık” diyor. Aksini iddia eden ya yurtdışında yaşıyordur ya da evinden çıkmıyordur. Zira acı da olsa durum bu.

Milliyetçi kimliği ile bilinen bu toplum, terörden çektiği acıların maksimum noktaya ulaştığı bu yıllarda bile nasıl oluyor da Milli Takım çatısı altında bile birleşemiyor hiç düşündünüz mü? Milli Takım ne hale geldi ki bu acıların yaşandığı topraklarda bile toparlayıcı, birleştirici olamıyor?

Milli Takımın sorunu ne forvetsizlik ne stopersizlik ne 4-6-0 ne de içeriği belirsiz Fatih Terim – Arda Turan kavgası. Sorun, yaşadığı toplumun sosyo-ekonomik gerçeklerinden uzak, suni ve haksız rakam ve imkanların içinde yaşayan futbolcu ve idareciler topluluğu. Forması bile tarihine yabancı, rengi tuhaf, Ay-Yıldızı belirsiz bir milli takım forması…

2016 Avrupa Şampiyonası bardağın taştığı son nokta oldu artık. Tabiri caizse “deniz bitti”. Şampiyonada ülke ekonomileri bizim kat be kat üstümüz olan ülke federasyonlarının turnuvaya ne kadar misafir götürdüğünü, bir yandan ise TFF’nin kaç tane misafir götürüp ne paralar harcadığını gördü. Şampiyonada futbolcularımızın dünya futbolundaki sıralaması belli oldu. Ne “baba” ekonomilerin futbolcuları prim dahi almazken, alsa da mütevazi rakamlar alırken turnuvanın en başarısız ülkelerinden biri olan Türk milli takımı oyuncularının aldığı primi herkes gördü.

Bütün bu “hovardalık”lar bu milletin parası ile yapılırken bir de karşısında her basın toplantısında topluma ayar vermeye çalışan bir teknik adam ve “dönünce hesaplaşacağız” diyen futbolcu yığını buldu.

Başarısızlıkların hesabını başarısız olanlar değil, halk verir oldu. Geçim kaygısı olan milyonlar toplandı, hayatını 20’li yaşlarda garanti altına almış gençlerin moral motivasyonunu yüksek tutmaya çalıştı.

“Sponsorluk” adı altında bir kılıf yaratıldı tüm bu şuursuz ekonomiye. Bu paralar sponsorluklardan harcansa bile ne fark eder? O paralar hangi markaya veriliyor? “Türk Milli Takımı” … Bu markanın sahibi kim? Halk. Özetle, sponsorluk sebebi ile dahi olsa o kurumun kasasına giren her kuruş kamunundur.

Ekonomik anlamda çöken yönetim sistemi, idari anlamda da çöktü. Yıllarca kavga kültüründen beslenen oyuncu topluluğu artık onları bu yolla besleyen hocalarıyla kavga ediyor. Basınla kavga ettirilerek motive olan oyuncular artık onları basınla dövüştüren hocalarına savaş açtı. Yani idari anlamda da “deniz bitti”

Adetimdir, çözüm sunmadan eleştirmeyi sevmem. Peki çözüm bence ne?

Başarısız olunca “sizin yüzünüzden” demeyen hatalarından ders alan, ders vermeyen bir teknik adam.

Yenilince “hesap soracağız” diyen değil, “bu mağlubiyetin hesabını nasıl veririm” diyecek oyuncular.

Türk Milli Takımı’nın dünya futbolundaki sportif yeri ne ise ekonomik anlamda ödül/ceza sisteminin o banda çekilmesi. Teknik adamıyla, futbolcusuyla, federasyonuyla…

Sonuç olarak Milli Takımı halka teslim edin, halkla barıştırın, altyapıdan önce halk’yapıya yatırım yapın.