Gökmen Özdemir

Testi kırılmadan…

Kısa bir yazı olacak. Ama durumu anlatmaya yeteceğini sanıyorum.

Galatasaray maçı iyi başladı. İlk yarının 35 dakikasını iyi oynadı. Ama son 10 dakika ve ikinci yarının tamamı neredeyse sahada yoktu. Geçen seneki dağınık Galatasaray’dan uzun pasajlar izledik. Muslera genelde olduğu gibi yine iyi bir gününde olmasa, Galatasaray çok rahat 2 hatta 3 puanı bile Ankara’da bırakabilirdi.

Riekerink takımdan gitmesi gerekenleri gönderdi, basın toplantılarında doğru cümleler kuruyor ve gerçekleri söylüyor. Bu onun taraftarı tarafından sevilmesi için yeterli bir sebep gibi duruyor. Ama maça müdahale etmekte, oyuncu tercihlerinde doğruları, doğru zamanda yapmakta başarılı demek zor.

Yasin, Josue ve Sabri çok daha önce çıkabilirlerdi oyundan. De Jong sahada koşu ritmini bile kaybetmiş gibi duran Hamit’in yerine son 15 dakika oynayamayacaksa neden transfer edildi? Podolski Antalya maçında 2 gol attı, tamam; ama iyi bir fiziki görüntüde değil. Sinan Gümüş neden düşünülmedi?

Chedjou-Balta ikilisi haftalardır hata üzerine hata yapıyor. Bir gün Muslera arkadan sopayla dalacak defansına… Ama sürekli onlar oynuyor! Anlaşılması zor bir durum.

Riekerink güzel bir futbol adamı. Ama onun oyun okumaktaki tecrübesizliği Galatasaray’a pahalıya mal olabilir. Testi kırıldıktan sonra yazmak kolay oluyor genelde. Onun için zor olanı yapıp, kırılmadan yazayım dedim.

Galatasaray kazandı, hanesine 3 puan yazdı. Ama ben olsam Florya’da puan tablosunu bazı şeyleri düzeltebilmek için eksi iki puanlı yaparım. Analizleri belki daha doğru yapmalarını sağlar. Haftaya Trabzon, ardından gelecek olan Başakşehir ve Fenerbahçe maçları… Fisktür kademe kademe zorlaşıyor. Şimdiden şapkayı öne koyup, planlarını ona göre yapmalı Galatasaray. Kazanmak güzeldir fakat hataları örter. Dikkat çekmekte fayda var.