Burçin Badem

Tofaş başladığı gibi bitirdi

Son haftalarda art arda aldığı mağlubiyetlerle strese giren TOFAŞ, evinde konuk ettiği Fenerbahçe’yi baştan sona önde götürdüğü karşılaşmadan 81-72 yendi.

İlk çeyrekte yüksek tempoyu seçip kullanılan top sayısını arttıran ve yüzdeli şutlar üreten ev sahibi TOFAŞ, ilk çeyrekte Obradovic’e mola kullandırttı. Tony Crocker daha ilk çeyrekte 13 sayıya ulaşmıştı bile… Üç sayılık atışlarda 5/5, ikiliklerde ise 5/10 27 sayıya ulaştı. Bu farkı maç boyunca 14 sayı ile 6 sayı arasında tutmayı başaran Orhun Ene ve ekibi neredeyse kusursuza yakın oynadı. Özellikle maçta rotasyon başlayınca avantajın Fenerbahçe’ye kayacağını düşünüyordum. Yanıldım. Oyuna giren her oyuncu bir üste koyarak mücadele etti. Barış maç boyunca sadece 8 sayı attı ama yaptığı 8 asist, 3 top çalma yanında lider ve savaşçı görüntüsü takıma müthiş güven verdi. Kısaların elinden alıp alıp attığı smaçlar tokat gibiydi… Ülkemizin en saygı duyulan beyefendi yabancılarından Samuel (Samy) Mejia ise ilk on dakikada kendisine verilen güzel pasları isabetli atışlarla süsledi.

Takımların ilk çeyrek istatistikleri ise şöyle oldu:





İkinci çeyrekte Kaya Peker, yaptığı katkı ile savunmayı ayakta tuttu; asistleriyle de oyunun açılmasına yardımcı oldu. Onun bu emeğine destek veren değer katan Vasilije Micic oldu… Fenerbahçe toparlanır gibi olsa da tempoyu kontrole devam eden taraf TOFAŞ’tı. Geçtiğimiz iki haftanın en formda ikilisi Nikola Kalinic ve James Nunnally bu maça sanki gelmemiş gibilerdi. O kadar bitkin yorgun ve şaşkınlardı ki neredeyse hiçbir şey yapmadılar. Bizim “Beyaz Surat” dediğimiz tabirimiz vardı. Gözlerine ışık tutulmuş tavşan gibi şaşkınlardı. Datome, Dixon ve özellikle Jan Vesely ile pota altına direnen Sarı-Lacivertliler en azından oyunda dengeyi kurdular.

İlk yarının istatistikleri ise aşağıdaki gibiydi…





Karşılaşmayı izleyen herkesin düşüncesi 3. çeyreğe fırtına gibi girecek bir Fenerbahçe izleyecekleriydi. Ancak hiç de öyle olmadı… Belli ki TOFAŞ bir hafta boyunca bu maça iyi hazırlanmıştı. Orhun Ene ve ekibi Maçı nasıl kazanacaklarını çözmüş; bunu da sonuna kadar kararlı oynamak için mücadele etti… Üçüncü çeyrek biterken Kaya Peker’in yaptığı perdeleme faulüne Jan Vesely’nin gereksiz tepki göstererek teknik faul alması onlara dönecek momentumu engelledi. Üstüne Caner Topaloğlu’nu sayıdan sonra dirseğiyle itmesi hatta 1 dakika önce Kaya’nın yaptığından çok daha sert ve bilinçli yaptığı perdeleme faulunun görülmemesi onun sahada kalmasını sağladı. Bu Real Madrid gibi bir deplasmanda olsaydı kesin atılırdı… Bu faydalı, seyretmesi çok eğlenceli Delioğlan’ın bu hareketlerini kontrol altına alması gerekli…

Son çeyrekte ilk üçünden farklı bir şey olmadı. Fenerbahçe 1-2 dakika tempoyu lehine geçirecek gibiyken TOFAŞ’tan birisi çıktı ekstra yaptı…

İki sezondur saha içinde ve dışında birçok başarılı işe imza atan TOFAŞ kurumsal yapısının bir örneğini bugün sahada göstermeyi başardı. Bundan sonra son saniyelerde kaybettiği değil kazandığı maçları yazmamız çok muhtemel Orhun Ene ve teknik kadroyu gönülden kutlarım… Ayrıca Kulüpte kurumsallığı çok iyi yürüten Tolga Öngören de ekibiyle idari olarak önemli başarılara imza atıyor. Orhun Ene’nin zor günlerinde yanında olan bu ekip aynı zamanda saha dışını da çok iyi yönetiyor. Onlar da alkışı hak ediyor.
Fenerbahçe ise bu tür maçlar kaybedebilir. Bu tempoda bu yorgunlukta bunlar normal sonuçlardır. Enseyi kimsenin karatmayacağından eminim. Bu hafta Zeljko Obradovic ve Maurizio Gherardini’nin kontratlarını 3 sene gibi uzun süreli uzatan Fenerbahçe yönetimini de ayrıca tebrik ederim. Böyle iki spor adamı sadece basketbol değil sporumuza çok şey katıyor. Umarım onların başarılı yönetim tarzları tüm kulüp ve branşlara örnek olur.

https://twitter.com/burcinbadem
https://www.facebook.com/burcin.badem
http://burcinbadem.blogspot.com.tr