İlker Tosun

Kötü oyun, hayati 3 puan

Takımların isimlerini unutalım bir an için. Ligin üçte birini geride bıraktığımız günlerde, ligin 14.’sü deplasmanda ligin 17.’sinin misafiriydi. Şimdi isimlere gelelim. Bir yanda birkaç yıl öncesine kadar şampiyonluk yolundaki takımların bir numaralı “baş belası” ve ilk alternatifi Kayserispor, diğer yanda ise herkesin mağlumu Trabzonspor…

“Bu takımlar ligin 13. haftası bu durumda mı karşı karşıya gelecekti?” isyanı eşliğinde başlayalım maçı konuşmaya. Trabzonspor beklenen bir kadro ile sahadaydı. Kadrolar açıklandığında orta sahada bir nevi “el freni” olarak görülen Aytaç, bu maçta el freninden de öte “geri vites” oldu adeta. Sol bekteki Güray ile resmen “Hayır en formsuz benim” yarışına girmiş vaziyetteler. Okay da kenardan “Beni de aranıza alın beyler” modunda. O da kendisini Hırvatistan ile deplasmanda oynanan milli maçta unutmuş gibi.

Trabzonspor’da özel bir parantez açılması gereken bir isim var; Mehmet Ekici. Kaptan Onur’u saymazsak, kağıt üstünde Trabzonspor’un en flaş oyuncusu. Beklentilerin çok altında. Bu Trabzonspor’da kimler kimler oynuyor, Ekici bu haliyle bile her maç ilk 11 çıkar orası ayrı! Ben şahsen çok kararsız haldeyim. Kontratı bitmeye yakın olduğu için takımı kafasında bitirdi mi yoksa çevresel etkenler sebebi ile “mağdur” mu karar veremedim. Çünkü bir yandan düşünmüyor değilim, açtığı ortalara kafa vuran Medjani ve Belkalem, ara paslarını gole çeviren Cardozo varken “Ekici iyi”ydi. Şimdi ise pasları da sonuca ulaştırılamıyor ve Ekici “kötü” oluyor. Velhasıl içinden çıkamadım ben bu işin!

Trabzonspor çok yetersiz. Başarının şifresi “güçlü yerli iskelet” iken Trabzonspor’da bu yok. Kayserispor maçında sahadaki oyunculardan en heyecanlandıran yerliler Yusuf ve Zeki’ydi mesela. Diğerlerinin halini varın siz düşünün!

Kayserispor maçı, Cuma günü oynanacak Adanaspor maçıyla bir paket olarak sayarsak Trabzonspor için şu dönemde bir hediyeydi adeta. Trabzonspor, fikstürün bu ikramının ilk 90 dakikalık kısmının zor da olsa hakkını verdi. Tek gerçeğin 3 puan olduğu şu dönemde istediğini almış oldu. Futbol adına pek bir şey yoktu Trabzonspor adına sahada. Tek hücum organizasyonu Yusuf ve Zeki’nin ikili bindirmeleriydi. Dikkati o kadar kendi sağ kanadına çekmişti ki Trabzonspor, topu ortadan rakip ceza alanına sokmaya çalıştığı ilk ara pasta golü buldu. Devamında da ikinci yarının başında Yusuf ile yakaladığı pozisyonda farkı ikiye çıkarıp maçı bitirebilirdi ancak yapamadı. Neticesinde “Ha yedik” “Ha yiyoruz” diye seyrettirdi maçı.

Bir son parantez de hakem Serkan Çınar’a. Gayet kötü bir maç yönetti. Trabzonspor’un galibiyetinde futbolculardan fazla emek harcadı. Kendince bir “eyyam adaleti” olan ülke hakemliği 2 yıldır alenen doğranan Trabzonspor’un ağzına bir parmak bal çalmak istedi ve kurban olarak da Kayserispor’u seçti. Trabzonsporluların hakem işlerinden öyle bir sıtkı sıyrıldı ki artık “Yeter be kardeşim bir sefer de ben kazanayım hakemle” diyenler de vardır. Yadırganamaz da! Ama şundan eminim ki onların bile bu şekilde maç kazanmayı tercih etmeyecekleri ilk rakipti Kayserispor.

Olan oldu. Trabzonspor kazanması gereken maçı kazandı, Kayserispor ise kaybetmemesi gereken bir maçı kaybetti. Kayserispor’un hakem yüzünden kaybettiği son, Trabzonspor’un da hakem sayesinde kazandığı ilk ve son olsun bu geride bıraktığımız maç.