Kaan Bora

Önümüzdeki maçlara mı bakalım?

Olağandışı bir geceydi, salı günü büyük umutlarla başlayan maç çarşamba günü acılarla ve bir daha hatırlanmak istemeyen anılarla sona erdi. Yenmesi halinde diğer karşılaşmanın sonucunun bile etki etmeyeceği bir avantaja sahipti Beşiktaş. Karşılaşmaya damgasını vuran hakem faciasını şimdilik bir kenara koyalım. Teknik direktör Şenol Güneş’in dediği şekliyle ‘yılın maçıydı’ siyah-beyazlılar açısından...

Peki derbiyi bile es geçip tamamen Dinamo Kiev’e odaklandığı söylenen Beşiktaş’ın başlama düdüğünden sonraki hali neydi öyle? Afyon yutmuş gibi başladılar 90 dakikaya... Tosic ve Adriano’nun ortaklaşa uyukladıkları pozisyonda gelen gol, şansı kalmamış bir rakibe karşı 2. tur mücadelesi veren bir takıma yakışmadı. Ayrıca rakipte dikkat edilmesi gereken bir iki isimden biri Yarmelonko’ydu. Bu futbolcunun bu kadar topla serbest oynamasına izin verilmesi büyük hataydı.

Rakibinden ilk yumruğu yiyen ve sendeleyen Beşiktaş’a bitirici darbe hakem Craig Thomson’dan geldi. Dünyanın en sert ve dişediş futbol oynanan bölgelerinden Britanya’dan gelen bir hakemin böylesine bir düdük çalması akla mantığa sığmaz bir skandaldı. Kaldı ki, tamam penaltıyıdı verdin ama Beck’i nasıl atarsın? Yeni kurallara göre Beck’in sarı kart görmesi gerekir. Şampiyonlar Ligi seviyesindeki bir hakemin bu acemiliği neyle açıklanır, nasıl açıklanır bilemiyorum.

Bu hatayla ilgili komplo teorileri üretecek değilim. Ancak bu kadar masum bir yanlışlık mıdır acaba? Skandal kararın ardından zaten Beşiktaş’ın deyim yerindeyse şaftı kaydı. Kenardan takımı toparlaması ve soğukkanlı olmaları gerektiğini söylemesi gereken teknik direktör Şenol Güneş de belli ki kontrolünü yitirmişti. Tabii böylesine bir haksızlık karşısında soğukkanlı olmak için müthiş bir psikolojik dirence sahip olmak lazım. Bu da önemli bir tecrübe gerektiriyor.

Geçen sezon son haftalarda savunmada ortaya koyduğu futbolla şampiyonlukta payı olan ve bu sezona da çok iyi başlayan Tosic maalesef gecenin en kötüleri arasındaydı. Peki her halinden ‘ben bu takımda oynamam’ diyen ama Güneş’in bir türlü vazgeçmediği Oğuzhan’a ne demeli? Beşiktaş kariyerini bir büyük maç oynamadan tamamlayacak mı? Yoksa küçük maçların büyük oyuncusu olmaya devam mı edecek? Önemli karşılaşmalarda ‘sevimli hayalet Casper’ gibi ortalarda yok.

Kiev’in skandal isimlerinden biri de Abubakar’dı. Kamerunlu’nun yaptığının literatürde tek karşılığı var: İhanet... Ayıptır. Bu kadar vurdumduymazlık olmaz. Artık onur mücadelesine dönüşen bir maçta bu nasıl bir sorumsuzca tavır. Kiev hem taraftarlar hem takım açısından bir kabustu. Ancak analitik düşünmek gerekirse Beşiktaş bu karşılaşmaya kadar yenilmezdi. Tamam ama 21 müsabakanın 10’u berabere bitmişti ve bu sonuçların en az ikisi mucizevi beraberliklerdi. Siyah-beyazlılar deplasmandaki Napoli zaferi hariç bu sezon bir icraatı yok. Bu arada teknik direktör Şenol Güneş’in iki sezonluk Avrupa serüveninde sadece iki maç kazandığını belirtmeden geçmeyelim: İskenderbey ve Napoli.... G.Saray, Benfica, Fenerbahçe, Başakşehir karşılaşmaları futbol olarak da sorgulanması gereken maçlar. Güneş için takkeyi önüne koyup düşünme vakti geldi de, geçti bile... Yoksa önümüzdeki maçlara mı bakalım hocam?