İlker Tosun

Kompleksli Arena

Yaklaşık bir ay önce bu köşede “Avni Aker’e Veda” demiştik. Daha Avni Aker’e veda edemese de yeni yuvasına “merhaba” dedi Trabzonspor. Avni Aker’e değil ama bir felsefeye “elveda” dedi…

Trabzonspor uzunca zamandır sürekli bir sportif başarıya hasret, tarihi ile yaşayan felsefesi ile ayakta kalan bir takım. Hal böyle iken Trabzonspor’u yönetenler ve Trabzonspor taraftarlarının boynunun borcudur bu tarihe ve bu felsefeye karşı hatasız olmak.

Peki öyle mi? Öncelikle şunu belirtelim, Şenol Güneş Trabzonspor’un kaptanıdır ve bir kaleci olarak da efsanesidir. Türk Milli Takımı’nın ulaştığı en büyük başarının da teknik adamıdır. Onun isminin bir stada veya komplekse verilmesinden doğalı yoktur. Peki bu yer Trabzonspor’un stadı mı olmalıydı? HAYIR!

Çok derinine girmeden neden olmazı açıklayayım. Sebeplerin iki boyutu var; iç ve dış. Hüseyin Avni Aker’e, Şamil Ekinci’ye , Ahmet Suat Özyazıcı’ya, Özkan Sümer’e ve belki de en çok “Ben Trabzonspor’un kaptanıyım başka bir forma altında başka bir kaptanın arkasından sahaya çıkmam” diyerek transfer olmayı reddeden Dozer Cemil’e karşı bir haksızlıktır bu karar. Bunlar iç boyutu. Trabzonspor yarın öbür gün Beşiktaş ile veya Şenol Güneş’in yönetebileceği yeni bir rakip ile kritik bir maça çıkacak belki. O maçtaki olası bir puan kaybı veya kazancına “şaibe” katmaktır bu karar. Her şeyden öte, Trabzonspor’u yönetenlerin Trabzonspor’u konumlandırdıkları noktanın ilanıdır. Rakibinin teknik direktörünün ismini stadına vererek aslında “ben sizlere rakip değilim” demiş oldular. Bunlar da dış boyutu.

Bu kararın doğruluğunu savunanların ilk tezi Fatih Terim Stadı oldu. Oysa benzer yanı bile yok örneğin. Örnek teşkil etmesi için, Fatih Terim’in Fenerbahçe teknik direktörü olması ve O Fenerbahçe’de teknik direktörlük yaparken Galatarasaray’ın stadına Fatih Terim ismi verilmiş olması gerekir ki örnek teşkil etsin. Bu oldu mu? Hayır. Olabilir mi? İmkansız.

İyi dönemlerde iletişimi kuvetli tutan Trabzonspor yönetiminin böyle hayati bir konuda taraftarların duygularını ve kongre üyelerinin düşüncelerini hiçe sayması ve iletişime bile girmemesi de kabul edilemez. İnsanları üyelik aidatı ödeyen, kombine alan, lisanslı ürün alan müşteriden ibaret görmemeliler.

Peki ya açılış gecesi nasıldı? Siyasilere kocaman bir teşekkür borcumuz var zira sayelerinde Bordo-Mavi renkler hiç görmediği kadar ilgi gördü. Onlar stadı terk edince şampiyon futbolcular bile öksüz kaldılar sahada. Biz, “Trabzon’da Trabzonspor dışında bir tek oruç tutulur” sözüylü büyüdük. Artık tutulacak hiçbir şey kalmamışsa tutuluyor Trabzonspor.

Hiç mi güzel bir şey yoktu? Ebette vardı. 2010 yılını inkar edenleri baş tacı edip o mirası savunan Burak’a yıllardır küfür eden şehir, ondan özür diledi bir bakıma. Bu önemliydi!

Bütün itirazlar, eleştiriler bir yana Akyazı Stadı ülke sporuna ve Trabzonspor’a hayırlı olsun. Trabzonspor bu stadı çoktan hak etmişti, geç de olsa hak ettiği fiziki standartlara kavuşmuş oldu. Emeği geçen herkes sağolsun, inşaat aşamasında kaybettiğimiz işçimizin de ruhuna rahmet olsun.